Neyden ümit kesmek gerekir?
Image from vecteezy.com
İman ile ümit birbirine çok yakın kavramlar. Allah’ın rahmetinden hiçbir şart altında ümit kesilmeyeceğini biliyoruz. Arapça’da ümitsizlik İblis’i çağrıştırıyor, zira İblis Allah’ın rahmetinden hiçbir ümidi olmayanı temsil ediyor. Bununla beraber, Kur’an bir konuda ümit kesmenin gerekliliğinden bahsediyor:
اَفَلَمْ يَا۬يْـَٔسِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنْ لَوْ يَشَٓاءُ اللّٰهُ لَهَدَى النَّاسَ جَم۪يعًا
“İman edenler hâlâ ümitlerini kesmedi mi ki, Allah dileseydi bütün insanlara hidayet ederdi.” 13:31
Allah bütün insanlara hidayet etmeyecek, çünkü O’nun hidayet etmesi bizim hidayeti istememize bağlı. Tercih kabiliyetimiz olmasaydı, burası bir okul / imtihan meydanı olmazdı. Biz istiyoruz ki, herkes ve özellikle de çocuklarımız ve yakınlarımız bizim gibi hidayet istesin, hatta en çok onu istesin. İstemek güzel ve fakat isteteni ve hikmetini göz ardı etmemek kaydıyla. Mesela 26:3 rasulullahı (asm) “inanmıyorlar diye kendini helak mı edeceksin” diye ikaz ediyor. Hayır, pek çok sebepten ötürü, herkes İslam’ın öğretilerini en azından bütünüyle kabul etmeyecek. Bütün sebeplerin arkasındaki asıl sebep ise, bu dünyanın ebedî âlem için bir okul mahiyetine bürünmesi bunu gerektiriyor.
Allah tüm çocuklarımıza hidayet etsin...deriz ve bu duayı elden bırakamayız. Bir annenin veya babanın hidayet istemeyen çocuk problemi karşısında üzülmesi kaçınılmaz olmakla birlikte, tüm emeklerinin boşa gittiğini, başarısız olduğunu ve kıymetten düştüğünü düşünmesi doğru değil. Bir öğretmen tüm öğrencileri başarılı olsun ister, fakat dersine çalışmayanı sınıfta bırakması gerektiğini de bilir—velev ki kendi çocuğu olsun. Belki o çocuk en büyük bir dersi sınıfı tekrar ederek öğrenecek. Belki diğer öğrenciler de okulda bazılarının sınıf tekrar etmesine bakarak kendilerine çeki düzen verecek. Birileri yolunu kaybetmeseydi, yol gösterenin kıymeti bilinmezdi. Fakat biz konuyu şahsileştirdiğimiz ve kendi başarımızı ve kıymetimizi Allah’ın hikmetine öncelediğimiz için sıkıntıya düşüyoruz ve kaldıramayacağımız yükler yükleniyoruz. “Herkes bana çok iyi bir öğretmen gözüyle bakarken, benim çocuğum nasıl sınıfta kalır?” gibi düşüncelerle dünyamızı karartıyoruz. Bir parça kararması bizi dua ve istiğfara yöneltmesi açısından güzel olmakla beraber, haddinden fazla ve uzunlukta kararması pek hayra alamet değil.
Velhasıl sınıfta kalmanın olmadığı bir okuldan ümidi kesmek icab ediyor—her ne kadar kimi sınıfta kalmalar bize çok çok ağır gelse de.