Hastalıklı Kulak

Image from vecteezy.com

"(Kur'an) En hastalıklı, az bir sözden müteezzî olan (incinen) bir kulağa nâhoş gelmiyor, hoş geliyor." 25. Söz

Bu sözü Kur’an’ın fesahatini anlattığı yerde söylemiş. Aslı Arapça olan fesahat kelimesinin Türkçe sözlük anlamı şöyle: “Söz diziminin kelimeleriyle birlikte ahenkli, kolay anlaşılır ve dil kurallarına uygun olması hali.”

Sözlük anlamında zikredilenler içindeki kilit kavram kolay anlaşılırlık. Bunun nedenini, kelimenin Kur'an'da geçen tek ayet olan 58:11 gayet güzel açıklıyor:

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا ق۪يلَ لَكُمْ تَفَسَّحُوا فِي الْمَجَالِسِ فَافْسَحُوا يَفْسَحِ اللّٰهُ لَكُمْ

"Ey iman edenler! Size meclislerde (başkalarına) yer açın dendiğinde yer açın. Allah size genişlik verir."

Meclis, ders yapılan yer. Başkalarına yer açmak insanlara oturacakları yeri göstermekle olduğu gibi, belki de çok daha önemlisi, anlatılan derse angaje olmalarına izin veren şekilde ve seviyede o dersi onlara genişleterek açmakla olur. Değilse, oturacakları yer göstersek bile, onların anlayışına dikkat etmeden kelam edersek, o mecliste onlara yer açmış olmayız.

Kur’an’ın fesahati var, çünkü her anlayışı okşar tarzda konuşuyor. Onu okuyan herkesin ondan bir nasibi oluyor ve kimse dışarıda kalmıyor.

Fesahatten yani kolay anlaşılırlıktan bahsettiği yerde hastalıklı kulağın bile ondan hoş bir mana edinebildiğini söylüyor. Konu kolay anlaşılırlık ise, hastalıktan kasıt kulağın ses duyamayışı veya sesten rahatsız olması değil, duyduğunu anlamlandırmadaki eksikliği olmalı. Zaten Kur’an’daki pek çok ayet duymak ile vahyi anlamayı ilişkilendiriyor. [1] Hani her zaman deriz ya, “kulağımız vahiyde, gözümüz alem-i şehadette” diye. Bu da onun gibi.

Fakat bana esas ilginç gelen, “az bir sözden incinen bir kulağa dahi hoş gelir” demesi. Az bir sözden incinmeyi ve en ufak şeyden nem kapmayı en hasta bir hal olarak nitelemesine gerek yoktu bu parçada. Kaşla göz arasında onu oraya yerleştirmiş. Dileyen dikkat edip ibret alıyor, dilemeyen de okuyup geçiyor.


  1. [1] Mesela: لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَٓا اُذُنٌ وَاعِيَة “Bunu sizin için bir zikir (hatırlatma ve öğüt) yapalım ve kavrayan kulaklar bunu kavrasın diye.” 69:12