Bayram ne zaman bayram olur?

Image from vecteezy.com

Kur’an’da bayram (عِيد) kelimesinin geçtiği tek yer olan aşağıdaki ayet Maide (sofra) suresine de ismini vermiş:

قَالَ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ اللّٰهُمَّ رَبَّنَٓا اَنْزِلْ عَلَيْنَا مَٓائِدَةً مِنَ السَّمَٓاءِ تَكُونُ لَنَا ع۪يدًا لِاَوَّلِنَا وَاٰخِرِنَا وَاٰيَةً مِنْكَۚ وَارْزُقْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّازِق۪ينَ

Meryem oğlu İsa: “Ey Rabbimiz olan Allah'ım! Bize, evvelimiz ve ahirimiz için bayram ve bir ayet olmak üzere semadan bir sofra indir. Bizi rızıklandır. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın” dedi. 5:114

Evet, bizi ancak semadan inen sofra, arz soframızın seması, yani O’nun indinden inen manası bayram ettiriyor.

Bayram kelimesi dönmek manasına gelen عاد ile aynı kökü paylaşıyor. Neden bayram için bu kelime seçilmiş diye sorduğunuzda, “her sene tekrar geldiği için” diye cevap veriyorlar. Bu bana hiç mantıklı gelmezdi. “Her sene tekrar gelmek ile bayramın ne alakası var?” diye kendi kendime sorardım. Son zamanlarda bu husus benim için biraz olsun netleşti. Ne anladığımı ifade etmek için öncelikle yine aynı kökten gelen اعاد fiilini denkleme dahil etmem gerekli. Mesela şu ayete bakalım:

اللّٰهُ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُ

“Allah yaratışı (yoktan) var eder ve onu sürekli yeniler / tekrarlar.” 10:34

Yukarıdaki cümle ve benzerleri Kur’an’da çeşitli yerlerde geçiyor. Yaratılışın tekrarlanması (misliyle iade edilmesi), bayramın her sene tekrar gelmesine benzer. Zaten adet kelimesi de aynı kökten. Ayette geçen يُع۪يدُ fiili bu şekilde anlaşılabilirse de, bu fiilin döndürme / ahirete iade etme diye bir anlamı daha var.

Mesela, şu parçada iade kelimesi her iki anlamda da kullanılmış:

“Bir Sâni-i Hakîm tarafından, nevilerde böyle kıyamet-i nev'iyeyi, yani bütün nebâtat köklerini ve bir kısım hayvanları aynen baharda ihyâ etmek ve yaprakları ve çiçekleri ve meyveleri gibi sair bir kısım şeyleri aynıyla değil, misliyle iade ederek bir nevi haşir ve neşir yapmak, herbir şahs-ı insanîde kıyamet-i umumiye içinde bir kıyamet-i şahsiyeye delil olabilir. ... Öyle ise, bilmüşahede sair nevilerde tekerrür eden bir çeşit kıyametler, haşirler, şu kıyamet-i kübrâ-yı umumiyede her şahs-ı insanî aynıyla iade edilerek haşredilmesine remzeder, haber verir.”

Misliyle iade buradaki yaratılışın her an ve her mevsim bir öncekine çok benzer ve fakat biraz farklı tekrarlanmasıyla, aynıyla iade ise burada vazifesini bitiren eşyanın bizzat kendisinin ahirete taşınması ile gerçekleşiyor.

Yine aynı kökten gelen معاد (dönülecek yer / dönüş yeri) kelimesi de bu konuyla alakalı.

اِنَّ الَّذ۪ي فَرَضَ عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ لَرَٓادُّكَ اِلٰى مَعَادٍ

“Kur'an'ı sana farz kılan (Zat), seni mutlaka dönülecek yere ulaştıracaktır.” 28:85

Pek çok kimse dönülecek yerden kastedilenin Kabe olduğunu söylerken, Hz. Ali ve İbn Abbas bu kelime ile cennetin kastedildiğini söylemiş. Ben de aynı fikirdeyim. O’na dönmek, ancak O’na dönüşe inanmakla olur. Mead kelimesinin ilk ve birinci anlamı O’na dönüş yani alem-i şehadetten O’na iade edilme olmalı. Benzer şekilde, 10:34 öncelikle ve evveliyetle buraya gelen eşyanın ahirete iade edildiğini söylüyor olmalı.

Nursi şu parçada ahirete imanın toplumun çeşitli kesimlerine ne kadar gerekli bir teselli olduğundan bahsediyor. Bayram kelimesinin ahirete bakan iade manasını dikkate almadığımız zaman, çocuklar, ihtiyarlar, hastalar, musibetzedeler ve ihtiyarlar hakiki anlamda bayram yaşayamıyorlar.

Velhasıl, bayram her sene tekrarlandığı için değil, O’na yani ahirete iade edildiğimiz ve bu çöllerde zayi edilmediğimiz için bayram olmalı. Konu Ramazan bayramıysa, tuttuğumuz oruç ahirete imanımızı ve O’na kavuşma bilincimizi dirilttiği ölçüde bayramımız bize bayram olur.