Ağır Söz

Image from vecteezy.com

Müzemmil suresinde örtüsüne bürünmüş kimseye gece vakti kalkıp Kur’an’ı tane tane okuması emrediliyor (73:1). Bu emir okuyucuya ağır bir söz indirilmek istendiği için geliyor:

اِنَّا سَنُلْق۪ي عَلَيْكَ قَوْلًا ثَق۪يلًا

“Şüphesiz sana ağır bir söz ilka edeceğiz (indireceğiz).” 73:5

Ağır sözden kasıt vahiy. Vahyi tane tane okuyacağız ve her kelimesi üzerine düşüneceğiz ki, ağır bir söz bize ilka edilsin, yani vahiyden bir nasibimiz olsun.

Bir söz ne zaman “ağır” olur? Yüksek bir makamdan geliyor ve kişiye sorumluluk yüklüyorsa, bahis konusu sözün ağır olduğuna hükmedilebilir. Bunlara ilaveten, teorik değeri yüksek söze de ağır denebilir. Mesela Newton’un çekim kanunu cisimler arasındaki ilişkileri ve bu ilişkilerden ortaya çıkan intizamı gayet güzel açıkladığından ve bu kanunun pratikte pek çok uygulaması olduğundan, insanlar nezdinde itibar görmüş ve ağır bir söz olarak addedilmiş. Onun ardından gelen fizikçiler Newton’un sözünü dikkate almadan herhangi bir söz söylememişler. İşbu sebeple, fizik bilimine katkı yapmak isteyen her fizikçinin Newton’un çekim kanununu geceleyin kalkıp tertil ile okuması, yani kendisini başka hiçbir şeyin meşgul etmediği bir ortamda derinlemesine çalışması gerekmiş.

Benzer şekilde, “eşya nereden geliyor, nereye gidiyor ve ben kimim” soruları içinde cebelleşen insana kapsamlı cevaplar getiren vahyin de derinlemesine çalışılması gerekiyor ki, getirilen açıklamaların tecrübe edilen gerçeklikle ne kadar uyumlu olduğu ve hayatın her alanını ihata eden pratik faydaları görülsün ve takdir edilsin.

Ağır sözün muhatabı da ağır olur. Muhataba kıymet verildiğinden ötürü ona ağır söz söylenir. Misafir, kıymeti ölçüsünde ağırlanır.

اَيُّهَ الثَّقَلَا

“Ey iki ağır taife (insanlar / cinler)!” 55:31

Anneler yeni bir can yüklenerek ağırlaşır. İnsanın başı akıl ve cüzi irade ile, beli de potansiyel haldeki istidatlar ile ağırlaşır.

“Vaktiyle iki adam, hem bellerine, hem başlarına ağır yükler yüklenip, büyük bir sefineye birer bilet alıp girdiler.” 23. Söz

Ancak vahiyden ağır bir söz almış bir kimse başındaki ve belindeki yüklerin ne kadar ağır olduklarını farkeder, onları taşıyamayacağını anlar ve onları bindiği gemiye bırakabilir. Ancak ağır yüklerini gemiye bırakanlar geminin nihayetsiz yükleri nokta-i istinadı (dayanak noktası) sayesinde rahatlıkla taşıdığını görebilir ve o gemiyi yapanın sanatını takdir edebilir. Bugünün devasa konteyner gemileri nasıl ki Arşimed’in bulduğu suyun kaldırma kuvvetini kullanır, nokta-i istinadını bulan kimse de kaderin karşısına çıkardığı her musibete rahatlıkla gülümser.

Vahyi arkalarına (2:101) atanlar ise ağır bir günü arkalarına atar:

اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ يُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَٓاءَهُمْ يَوْمًا ثَق۪يلًا

“Şüphesiz onlar acil (dünyevi, maddi) olanı seviyorlar ve ağır bir günü arkalarında bırakıyorlar.” 76:27

Maksat binilen geminin ne kadar ağırlık taşıyabildiğini görmek ve onun sanatkarını takdir etmek iken, vahye dikkat etmeyenler ve ağırlıklarını kendileri taşıyanlar içinde bulundukları günün ağırlığını görmekten mahrum kalıyorlar ve bu alemden hakkıyla ağırlanmamış hafif bir misafir olarak geçip gidiyorlar.